Ünlü Sanatçı Musa Eroğlu: "Devletin Dini Olmaz" 16.06.2009

Ünlü Sanatçı Musa Eroğlu, Hükümetin Alevi Açılımı konusunda samimi olmadığını iddia etti. Sanatçı Eroğlu, 'son kravatlı' dediği yönetimdekilerin Osmanlı'nın torunu olamayacağını söyledi.

Senir’de Sebat Tarım şirketi tarafından düzenlenen Organik Gül Festivali için Isparta'ya gelen ünlü sanatçı Musa Eroğlu, dün Vali Ali Haydar Öner'i ziyaret etti. Isparta'nın çok sevdiği bir bölgede yer alan bir il olduğunu belirten Eroğlu, Akdeniz muhabirine AK Parti Hükümetin Alevi Açılımı'nı değerlendirdi. Hükümeti samimi bulmadığını belirten Eroğlu, devletin inanç özgürlüğün baskı altında tuttuğunu iddia etti.

Alevi sanatçı Musa Eroğlu, toplumun genleri ile oynamanın çok kötü sonuçlar doğurabileceğini söyledi. Tarladaki ürünün genleriyle oynayıp, geliştirilebileceğini kaydeden Eroğlu, şöyle konuştu: "Kafana göre bir toplum düşünüp, bir dizayn yapmak istiyorsan dünyada 3 büyük dizayn var zaten. Dünyada 3 büyük dizayn var. Birincisi Musa'nın dizaynı, İsa'nın dizaynı, Muhammed'in dizaynı. 3 dizayn, 2 bin seneye tekamül ediyor. İnsanlar inanç yönünden dizayn edilmiş, şekil almış. Ancak yaşanan çağdaki bilgi, bilişim, ulaşımı düşündüğümüz zaman okumazsa, bilgi edinmezse geriye gider. Geriye giden toplumun gittiği yer belli. Onun içindeki savaşlar, kavgalar neden bugüne taşınsın, taşınmamalı. 4'üncü dizayn bilgi dizaynı, akıl dizaynı olmalı. Hurafe değil, görünmeyen bir şeyin dizaynı değil. Bu kavgalar onların aklına göre dizayn edilmeye çalışıldığı insanlar mutsuz. Onları küçük küçük gruplara ayırıyorlar, inançlara, tarikatlara bölme, akıla bölme değil. Bu ülkedeki yönetmeye çalışanların ufuklarının dar olmasından kaynaklanıyor. Kültürleri, inançları baskı aracı değil zenginlik olarak görürsek rahatlarız. Muazzam bir zenginliğe ulaşırız.

Bir Alevi olarak söylüyorum, alevi masası oluşturulması çalışmalarından bir şey çıkmaz. Beklemek de doğru değil. Bu ülkede ne çıkmalı. Laik, sosyal, hukuk devleti çıkmalı. İnsanların inancı pazarlanmaz. Devlet ona karışmamalı. Burada avukata ihtiyaç yok, temsilciye filan gerek yok.

Akıl bunu söylüyor zaten. Burası laik bir ülke, öyle diyorlar. Laik devletin dini olmaz, insanların dini olur. Ve onu özgürce yaşar. Ama bu devletin dini var, nasıl laik bir devlet. Totaliter değil ki bu devlet. Dolayısıyla özgürlük, inanç özgürlüğü baskı altında. Şöyle baskı altında; ülkenin zenginliği ve refahı için öncelikli yerlere paraların gitmesini istiyoruz. Örneğin bir köprü, örneğin kültür evleri, okuma evleri, çocuklara yardım evleri, kadın koruma evleri. Bunlar çok küçük paralar. Diyanet'e ayrılan parayı düşündüğünüz zaman bunlar çekirdek bile değil. Bunları

vermezseniz nasıl erdemlilik bekleyebilirim. Araban sokakta kalıyor, ilk aklına gelen park yeri oluyor. O zaman park yeri açacaksınız. Kültürlere park yeri açacaksınız, zenginleştireceksiniz. Gerisi kavgaya çıkar. Çalışmalar samimi değil. Samimi değil, olması da mümkün değil. Neden? Tarihte denenmiş. Osmanlı 650 yıl bu memlekette laik yaşamış. Trabrusgarp'dan Viyana'ya kadar 650 yıl idare etmişler bu ülkeyi. Herkes inancını yapmış.

ÜLKEYİ YÖNETENLER AKILLI DEĞİL

Son kravatlı beyefendiler Osmanlı'dan daha mı zekiler ki değiller. Çünkü insanları alevisin, Çerkezsin, Kürtsün diye ayırıyorlar. Osmanlı'nın torunu bile olamazlar. 650 yıl bu ülkede kavgasız yaşanmış, sen kimsin. Kavgacı mehmet. Çünkü bakışın yanlış senin. 'Osmanlı totoriterdi' filan. Senden daha demokrat. Bu ülkeyi yönetenler akıllı değil. Eğer Tanrı'dan korkuyorlarsa böyle düşünmek zorundalar. Yoksa Tanrı'yı küstürüyorlar. Çünkü O onu yaratmış, aklını, fikrini vermiş. Peygamberi ona en büyük sözü söylemiş 'Oku' demiş. Bizler Türkmeniz. Gelenek ve göreneklerimiz aynı. Nüfusun yüzde 70 kadarı. Neden o Sünni, öbürü Çerkez olmuş. İşine gelmiş de öyle. Sadece inancın üzerine kurulmuş ticari yaklaşım. Eğer bu ülkede kardeş gibi yaşayacaksak devletin dini olmaz. Şahısların dini vardır, herkes de ona saygı duyar. Sıkıntı buradan kaynaklanıyor. Bu ülkenin sanatçıları, tiyatrocuları, güzel sanatlarla uğraşan insanları samimi ve dirençli olmalıdırlar. Eğer dostluk ve kardeşlik istiyorlarsa. Varlığın birliğine inanıyorsak hiç sorun kalmaz. Varlığın birliği de şu; yaratılan her şeyi seveceğiz. Tanrının mucizesi. Böcekten kelebeğe kadar. O zaman Tanrı'ya ulaşmak kolay. Şu çiçeğin yarısı iyi, yarısı kötü olmaz. Bunu Katolikler denemişler, o kadar çok din adına kan içmişler ki. Ama yenilmişler. Bizde bu reformları görüp, insanların inancı ile oynamayacağız, onu malzeme yapmayacağız. O zaman bu ülkenin ürünü para eder, başka yere gider. Hakkari'ye gül gider, oradan buraya patates gelir. Bu organize işidir. Bu ülkede bunları organize edecek yeteri kadar bilge kişi var. Bu ülkeyi seviyorsak organize edelim. Bunu yaparsak sorun kalmayacaktır."

Haber Menü